19 EYLÜL: BİR STADYUMDAN FAZLASI Atatürk'ün İzinde Bir Hatıra
- Öykü ÇALIŞ SERDAR
- 26 Şub
- 5 dakikada okunur
Ordu’ya bir eylül indi o gün,
Karadeniz kabardı, rüzgar selam durdu.
Gök, maviye büründü; yelkenler Ata’ya döndü.
Hamidiye'den doğan bir silüet;
Yalnız bir adam değil, gelen bir çağdı.
İlkadım'dı iskele,
İskele değil sanki, bir bekleyişin tam ortasıydı.
Ey Gazi,
Sen buradaydın.
Toprağa değil, kalbe bastın.
Bu şehir senin ayak izini bilir,
Kaldırım taşları senin yürüyüşünü anlatır gece olunca,
Gölgen hala Hürriyet Caddesi'nde gezinir,
İdmanyurdu Kulübü'nün anı defteri,
hala sıcaktır imzandan.
O iskeleden yükselen sesin yankısıdır
19 Eylül Stadyumu’nun tribünlerinde çarpan kalp.
Her pas bir selamdır Ata’ya,
Her koşu, gençliğe emanet ettiği inkılabın nefesidir.
Tarih oturur tribünlere,
Bu şehir susmaz ve bu stadyum unutmaz.
Her 19 Eylül'de
Dalgalanır bayraklar aynı aşkla.
Bir tarihten fazlasıdır, bir Ordu'nun hafızasıdır.
Toprağında izi vardır Ata’nın,
Zaman kısa olur da iz kısa olur mu?
Bir ömür değilse ne önemi vardır dakikaların?
Bazıları, hala göremiyor geçtiğin yerleri.
Ey Gazi, Sen buradaydın.
Toprağa değil, kalbe bastın.
Gazi Mustafa Kemal, 1924 yılı sonbaharında kapsamlı bir Karadeniz gezisine çıkmıştı. Bu seyahatin amacı; halkla doğrudan temas kurmak, Cumhuriyet’in temelini halka dayandırmak ve devrimlerin ruhunu Anadolu'nun dört bir yanına taşımaktı. Ne var ki, gezi esnasında Erzurum depremi haberi ulaştı. Atatürk, Trabzon’dayken Erzurum’da meydana gelen bu büyük depremin haberini almış ve bölgeye bir an evvel ulaşmak istemişti. Ancak önceden tasarlanan programını iptal etmek de istemedi; bunun yerine geziyi hızlandırarak Samsun üzerinden Erzurum’a geçmeye karar verdi. İşte bu koşullar altında 19 Eylül 1924 günü, Atatürk programda yer alan Giresun ve Ordu illerine yalnızca birkaç saatlik kısa ziyaretler gerçekleştirdi. Ordu ziyareti süresi yaklaşık iki saat ile sınırlıydı, ancak bu kısacık zaman dilimi dahi tarihe silinmez izler bırakmaya yetecekti.
Atatürk, 19 Eylül 1924 Cuma günü, öğleden sonra Hamidiye Kruvazörü ile Ordu'ya geldi. Önceden tasarlanan karşılama töreni için yüzlerce kayık, sandal, mavna, bayraklarla donatılarak kruvazöre doğru açıldı. Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, kruvazörün hücumbotuyla, yüzlerce kayığın eşliğinde karaya çıktı. Kente ilk adımını attığı yer, bugünkü İlkadım Anıtının olduğu yerdi. Binlerce Ordulu, Ata'sını alkışlarla karşıladı. Askerlerden ve öğrencilerden oluşan karşılama kortejnin önünden geçerken, selamlarına "Merhaba, nasılsınız arkadaşlar?" diyerek yanıt verdi. Kalabalığın içinden küçük bir kız öğrenci koşarak kendisine bir çiçek demeti sundu. Atatürk çiçeği alırken yüzünde beliren tebessüm, Ordu halkıyla kurduğu gönül bağının ilk anlarını ölümsüzleştiriyordu. Atatürk’ün Ordu’ya gelişi sıradan bir uğramanın ötesinde, Ordu halkına duyduğu güvenin, bölgeye verdiği önemin ve millet egemenliğine dayalı Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin her yere eşit ulaştığının bir göstergesiydi
Atatürk, ilk olarak belediyeyi ziyaret etti. Belediye Başkanı Yusuf Furtun'du. Makamında, kendisine kentin yerel sorunları hakkında bilgi verdi. Kahveler içilirken, kentin çeşitli kuruluşlarının temsilcileri Atatürk'e tanıtıldı. Atatürk, belediyeden sonra aynı binada bulunan Cumhuriyet Halk Fırkasını da ziyaret etti. Daha sonra binlerce Ordulunun alkışları arasında vilayete çıktı. Dönemin Vali Vekili Rıfat Bey tarafından kendisine ilin sorunları hakkında bilgi verildi. Belediye ve parti teşkilatındaki temaslarını tamamlayan Gazi, ardından binlerce Ordulunun alkışları eşliğinde yaya olarak Ordu Valiliği’ne geçti. Dönemin Ordu Valisi Vekili Rıfat Bey (Vona), valilik binasında Atatürk’e ilin genel durumu ve sorunları hakkında bir rapor sundu. Valilik ziyaretinin ardından Atatürk, yine yaya olarak iskeleye doğru yürümeye başladı. Fakat Ordu gençliği, Ata’sını bırakmaya niyetli değildi. Yolunun üzerinde toplanan bir grup genç, Atatürk’ün önüne çıkıp kendilerini de ziyaret etmesi ricasında bulundu. Bu gençler, Ordu’da yeni kurulmuş İdmanyurdu Spor Kulübü üyeleriydi. Atatürk bu içten daveti geri çevirmedi, programda olmamasına rağmen gençleri kırmayarak İdmanyurdu Kulübü’ne uğradı. Kulüp binasında kendisine büyük sevgi gösterileri yapıldı. Atatürk, kulübün anı defterine kendi el yazısıyla şu satırları yazdı: "İdmanyurdu'nun yeni teşekkül etmiş olmasına rağmen mevcudiyetini derhal ihsas ve izhar eder ruhta gençlerden mürekkep olduğunu gördüm. Memnunum. İdmanın bedeni olduğu kadar fikri olmasına dikkati celbederim.
Gazi M. Kemal / 19 Eylül 1340, Ordu
Bu anlamlı notla Atatürk, sporun sadece beden eğitiminden ibaret görülmemesi, aynı zamanda zihin ve fikir gelişimini de içermesi gerektiğini vurgulamış oluyordu. Ordu’daki gençler, Cumhuriyet’in liderinden aldıkları bu mesajla hem onurlandılar hem de spora ve eğitime dair derin bir öğüt kazanmış oldular. Bugün Ordu’da “19 Eylül Stadyumu”, Giresun’da ise “20 Eylül Stadyumu” adını taşıyan iki önemli spor tesisi bulunmaktadır. Ancak bu isimler, sıradan bir tarih atfından ibaret değildir. Atatürk’ün nutuklarında sıkça vurguladığı “sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısı” vizyonunu taşıyan genç kuşaklara ev sahipliği yapar. Burada oynanan her maç, koşulan her tur, tribünlerde yankılanan her tezahürat; Cumhuriyet’e, onun kurucu değerlerine ve Atatürk’e duyulan sadakatin yeni bir tezahürüdür. Her iki stadyum da yalnızca birer spor alanı değil; bir halkın önderine duyduğu bağlılığın ve bağımsızlık mücadelesindeki ortak hafızanın taşıyıcısıdır.
Atatürk yoğun geçen iki saatin sonunda tekrar Ordu iskelesine ulaştığında, akşamüstü olmak üzereydi. Kendisiyle birlikte yürüyen kalabalık, iskeleyi hınca hınç doldurmuş haldeydi. Gazi Mustafa Kemal ayrılmadan önce son kez halka dönüp içten bir konuşma yaptı. Bu veda hitabesine “Muhterem Ordu Ahalisi!” diye başladı ve kendisine gösterilen içten sevgi gösterileri ve samimi tezahüratlar için derin hislerle dolu teşekkür etti: “Maalesef ciddi bir sebep aranızda fazla kalmama mani oluyor. Bunun için müteessirim” diyerek, Erzurum’daki deprem felaketi nedeniyle daha uzun kalamayışının üzüntüsünü dile getirdi. Ancak hemen ardından Ordululara bir söz verdi: “Fakat vaad ediyorum; ilk fırsatta aranızda daha fazla kalmakla bu teessürü izale edeceğim”. Ordu’nun yemyeşil güzelliğinden ve sıcak misafirperverliğinden ayrılmanın kendisi için ne denli zor olduğunu vurgulayarak “Gönül arzu ederdi ki burada günlerce kalayım ve sevimli köylerinizi temaşa ile zevk alayım” ifadelerini kullandı. Konuşmasının devamında Atatürk, Ordu halkını ve Türk milletini onurlandıran bir övgüyle seslendi. “Arkadaşlar!” diyerek hitap ettiği Ordululara, böyle şuurlu bir millete sahip olan Türkiye Devleti’nin tüm cihana karşı iftihar etmek hakkı olduğunu söyledi. Bu sözlerle, hem Ordu halkının bilinç ve vatanseverlik düzeyine duyduğu hayranlığı dile getiriyor, hem de genç cumhuriyetin vatandaşlarına olan güvenini bir kez daha ifade ediyordu. Konuşmasını “Büyük teessürlerle sizden ayrılıyorum... Allahaısmarladık” diyerek tamamladı. Gazi’nin sesi, Karadeniz’in meltemine karışırken, duygulanan Ordulular gözyaşları ve alkışlar içinde O’nu selamladı
Atatürk, iki saat kadar kaldığı Ordu’dan bu veda konuşmasının ardından ayrıldı. Hamidiye kruvazörü tekrar demir alıp ufukta gözden kaybolurken, iskelede toplanan kalabalık henüz dağılmamıştı. Ordulu vatandaşlar, uğurladıkları Ata’larının arkasından hep bir ağızdan duygusal bir tezahürat daha yaptılar. “Doyamadık, bir daha gel Paşam!” diye haykırıyordu halk. Kıyıdan uzaklaşan geminin ardından yükselen “bir daha gel” sesleri, planlanandan daha kısa sürmüş olsa da Ata'nın ziyaretinin nasıl derin bir iz bırakacağının en canlı kanıtıydı. Ordu’nun o gün hissettiği gurur ve coşku, dalga dalga Karadeniz’e yayılıyor; küçük bir şehrin kalbindeki sevgi, ulu önderi bir an önce yeniden görme arzusuyla göklere yükseliyordu. Özellikle halkın büyük katılım gösterdiği sahil yürüyüşü ve Ata'nın meydandaki konuşmaları, yerel gazetelerde geniş yankı buldu
Ordu’daki 19 Eylül 1924 buluşması, aradan geçen on yıllara rağmen hafızalarda canlılığını korumuştur. Atatürk, milli mücadelenin Başkomutanı ve genç Cumhuriyet’in banisi olarak, Anadolu’nun bu güzel köşesindeki halkıyla kucaklaşmış; devlet ile millet bütünleşmesinin simgesel bir örneğini sergilemişti. Bu tarih aynı zamanda, Atatürk’e Sakarya Zaferi sonrasında mareşallik rütbesi ve Gazi unvanının verildiği günün (19 Eylül 1921) yıldönümüdür; bu nedenle ülke çapında Gaziler Günü olarak kutlanırken, Ordu halkı için 19 Eylül’ün anlamı bir kat daha özel ve gurur verici olmuştur. Ordu’da Atatürk’ün Şehre Gelişi kutlamaları her yıl İlkadım Anıtı’nda başlayarak, okul törenlerinden resmi anmalara dek çeşitli etkinliklerle gerçekleştirilmektedir. Genç nesiller; dedelerinin, ninelerinin anlattığı o büyük günü hissetmektedir. Ordu’nun o eylül günkü gururu, Cumhuriyetimizin bu mütevazı Karadeniz şehrine armağan ettiği unutulmaz bir hatıra olarak ilelebet yaşayacaktır
.png)



Yorumlar