Hafızadaki İsim: Enver Yılmaz
- İzlem Kültür,Toplum Ve Politika Dergisi Ekibi

- 26 Ara 2025
- 3 dakikada okunur
Bugün sizi en iyi anlatan kelime hangisi olurdu?
Vefa. Çünkü benim hem siyasetteki hem de hayattaki tüm motivasyonum, bana güvenen, beni o makamlara layık gören insanlara olan borcumu ödeme isteğidir.
Ordu’nun her sokağında bir izimiz, her hemşehrimizin gönlünde bir yerimiz olması bu vefanın karşılığıdır.
Kimsenin bilmediği ama sizi ayakta tutan bir alışkanlığınız var mı?
Siyasetin o yoğun ve bazen sert temposu içinde, her sabah çok erken saatte şehri ve insanları gözlemlemek, o sessiz sabah yürüyüşleri benim için bir nevi muhasebe anıdır.
Bu yürüyüşler, hem zihnimi toparlar hem enerjimi diri tutar.
İnsanlarla iç içe olmak, sohbet etmek, paylaşmak da beni ben yapan en önemli güçlerden biridir.
Bugün geçmişteki Enver Yılmaz’la karşılaşsanız ona ilk neyi söylemek isterdiniz?
"Zaman çok hızlı geçiyor, yaptıklarınla gurur duy ama her anın kıymetini daha fazla bil." derdim. Bir de şunu eklerdim: "Doğru bildiğin yolda yürürken karşılaştığın engeller, aslında seni daha büyük hizmetlere hazırlayan basamaklardır. Sakın pes etme."
Bugün geçmişteki bir güne dönme şansınız olsa hangi ana giderdiniz?
Ordu’nun Büyükşehir statüsünü kazandığı ve kurucu başkan olarak göreve başladığım o ilk güne dönmek isterdim. O günkü heyecan, o sıfırdan kurma azmi ve Ordu’nun makus talihini yenme iradesi benim için paha biçilemezdi. Her şeye en baştan, aynı enerjiyle başlama fikri her zaman heyecan vericidir.
Siyasete girmeseydiniz bugün nasıl bir hayatınız olurdu?
Hukukçu kimliğimle adaletin tecellisi için çalışan, muhtemelen akademik yönü ağır basan veya sivil toplumda Ordu için projeler üreten bir avukat olurdum. Ama her halükarda yine Ordu’nun doğasında, fındık bahçesinde veya deniz kenarında huzur arayan bir Ordulu olurdum.
Ordu neden hâlâ güçlü bir şehir kimliği kuramıyor?
Ordu aslında çok köklü bir kimliğe sahip ama bu kimliği modern bir vizyonla birleştirmekte süreklilik sorunu yaşıyoruz. Kimlik; sadece geçmişle değil, geleceğe dair ortak bir ülküyle inşa edilir. Biz kurucu dönemde bu temelleri attık (Havalimanı, sahil düzenlemeleri, altyapı devrimi). Ancak siyasi çekişmelerin hizmetin önüne geçmesi, projelerin yarım kalması veya vizyonsuz yönetimler bu kimliğin perçinlenmesini engelliyor.
Bugün Ordu’yu yönetenlerin en büyük hatası sizce ne?
Halktan kopukluk ve vizyon eksikliği. Belediyecilik sadece rutin işleri yapmak değil, şehre bir ruh katmaktır. Bugünün yönetimi, bizim dönemimizde yakalanan o ivmeyi devam ettirmek yerine, mevcudu dahi koruyamayan veya halkın gerçek dertlerinden uzaklaşan bir yapıya büründü. Şehri ortak akılla değil, kapalı kapılar ardında yönetmek en büyük yanlıştır.
Gençlerle konuştuğunuzda onlarda sizden farklı olarak ne görüyorsunuz?
Onlarda muazzam bir hız ve küresel bir bakış açısı görüyorum. Bizim kuşağımız daha sabırlı ve yerel değerlere odaklıydı; onlar ise dünyayı avuçlarının içinde tutuyorlar. Ancak en büyük farkları, adalete ve özgürlüğe olan tavizsiz bağlılıkları. Onlar sadece "iş" değil, "değer görmek" ve "gelecek garantisi" istiyorlar.
Bu şehir sizi nasıl hatırlasın istersiniz?
"Ordu’yu Ordu yapan, bu şehrin çehresini değiştiren, çalışkanlığıyla nam salmış ve her şeyden önemlisi bizden biri olan Enver Başkan" olarak hatırlanmak benim için en büyük mirastır. "Söz verdi ve yaptı" dedirtmek yeterli.
Şehri 'doyulan ve kalınan' bir yer yapmanın önündeki asıl engel nedir?
Asıl engel, katma değerli üretim ekonomisine geçememektir. Sadece fındığa ve mevsimlik turizme dayalı bir yapı, gençleri burada tutmaya yetmiyor. Ordu’nun teknolojiyle, sanayiyle ve modern tarımla barışması lazım. İnsanımız burayı seviyor ama karnı doymadığı için gidiyor. Bizim dönemimizde başlattığımız yatırımcıyı çekme ve istihdam alanları yaratma çabası kesintiye uğradı. Siyasi istikrarsızlık ve yerel potansiyelin yanlış yönetilmesi en büyük engeldir.
Ordu bir insan olsaydı; karakteri, zaafları ve en güçlü yönü ne olurdu? Siz bu insanın neresindesiniz?
Ordu bir insan olsaydı; mağrur ama duygusal, çalışkan ama bazen küskün, çok yakışıklı ama kıymeti tam bilinmemiş biri olurdu. En güçlü yönü sarsılmaz aidiyet duygusu, zaafı ise kendi içindeki bitmek bilmeyen rekabettir. Ben bu insanın kalbindeyim.




Yorumlar